Bize Ulaşmak ve Bilgi Almak için: info@ayurvedabedenterapi.com
Randevu Almak için: rezervasyon@ayurvedabedenterapi.com
Copyright © 2017 Müge Murat
Please reload

Son Paylaşımlar

Delhi'de İlk Gün ve Her Ayurveda Yazan Yer Merkez Değilmiş!

November 6, 2017

 

30 gün çok hızlı aktı; blog okumaları ve Zafer Bozkaya’nın kitabı bana büyük destek oldu. Burdan giderken ne yapacağımı ve kendimi nasıl idare edeceğimi aşağı yukarı öğrenmiştim.

Gitmeden 1 hafta önce Karaköy’deki “Seyahat Sağlığı Merkezi”ne gittim, merkezdeki doktor “nereye gideceksin, kaç gün kalacaksın?” gibi sorular sordu ve aşı falan gerekli değil ama için rahat etsin vuralım dedi,  Tetenoz ve Hepatit B iğnelerimi vurdurdum, sadece Kalküta için sıtma ilacı verdi. Bunların yapıldığına dair sağlık karnemi de aldıktan sonra özellikle ailemin en çok endişe ettiği konuyu tamamlamış oldum.

Kerala’daki Ayurveda merkezleri ile yazışıp kendime en uygun okulu seçmeye çalışıyorum, ama programlar detaylar bir türlü içime sinmiyordu.

Bir arkadaşım ticari kargo şirketinde çalışıyor ve Hintlilerle iş yapıyor bana dedi ki: arkadaşım sakın burdan bir ödeme yapma, kayıtta yaptırma oradan çok daha ucuza bağlayabilirsin.

Ben ön yazışmaları ve adresleri cebime koyup düştüm yollara.  Gitme gününe kadar çok sakin ve kendimden emindim ama gideceğim gün 35 gün yalnız olmanın heyecanı ve biraz da hüznü ile İstanbul’dan ayrıldım.

Biletlerimi Pegasus’dan almıştım, Bişkek aktarmalı, giderken 4 saat dönerken 11 saat 55 dakika beklemem vardı ama açıkçası çok da dert etmedim.

Sabiha Gökçen Fast Track kartım ile hiçbir yerde beklemeden kapılardan ve kontrollerden geçtim. İlk durak Bişkek’de benim gibi 25 gün giden ama rotaları farklı Medipol üniversitesinde tıp okuyan iki genç ile denk geldim; Berk ve Güneş. Bişkek beklemesini ve Delhi’nin en zor olan ilk günümüzü beraber atlattık. Delhi çok ilginç bir yer. Kime adres sorsanız sizi önce Turizm Bürosuna gönderiyor. Bu bürolarda aklınıza gelebilecek envayi çeşit hikayeyi dinleyebilirsiniz: “Otelinizin bölgesini polis kapattı ile başlıyor cümleler. Eğer endişe ederseniz ve inanmamış görünürseniz  hatta sizin oteliniz sandığınız bir yeri arıyorlar ve telefondaki adam size iptal ederim rezervasyonunuzu hiç önemli değil, bile diyor.  Şu anda Delhi hiç keyifli değil, yağmur çok, önce diğer yerleri gezin sonra gelin, size araba ayarlayalım gibi gibi.” Ben Ayurveda öğrenmek istiyorum diye ağzımdan kaçırınca bana da uzmanlık alanımız bu, otelimiz var dediler ve sadece SPA’sı olan bir yeri merkez otel diye anlattılar. Tabii benim ne kadar çok merkezle konuştuğumu, ne kadar çok resim gördüğümü bilmedikleri için inanacağımı sandılar.

Berk ve Güneş’i de uyardıktan sonra hiçbirisinden bir şey almadan hepsini düşüneceğiz diyerek terk ettik. Bir starbucks bir de güzel bir restaurant ziyaretinden sonra hepimiz ayrıldık ve otellerimize gittik.

Ben bazı insanların hayatınızda görevleri olduğuna inanırım, hayatınıza bu görev için gelirler, sonrada ya sessizce giderler ya da hayatınızda kalsalarda bir daha yolunuz kesişmez, sosyal medya arkadaşı olarak kalırlar. Berk ve Güneş’le yolumuz sanki ilk günün karmaşasını ve benim kendimi iyi hissetmem için kesişmişti ve belki bir gün bir yerde yine karşılaşırız.

İstanbul’dan çıkarken ki o endişeli kız iki üniversiteli arkadaşın sayesinde yolculuğunu ve ilk gününü kolaylıkla atlatıp oteline yerleşti

Hindistan için fena olmayan bir otelde kalıyor olmanın rahatlığı ile hemen program yapmaya başladım. İlk işim Delhi’deki gezilecek yerleri ve Ayurveda merkezlerini çıkarmak oldu. Otelin yakınında bir merkez olduğunu öğrenince de çok mutlu oldum, keşke öğrenmeseymişim.

Ertesi gün Red Fort, Jama Mescit camisi için yola koyuldum, otel yardımcı oldu en yakın Ayurveda Merkezi olduğu için oraya gidin önce dedi. Ama rikşa ile gidin dedi, haritada yakın göründüğü için yürürüm dedim ve başladım yürümeye. Sokak pazarı, çöp merkezi, hastane gibi bir sürü yeri geçip olması gereken sokağa geldim. Buraları yürürken elimde sürekli Rebul kolonyam ellerime üstüme döküyorum.

Sokak var ama merkez yok. Küçücük bir tabelada Ayurveda yazıyor, kendimi motive etmeye çalışarak sokağa girdim. Daracık apartman girişleri var, 5-6 apartman sonra Ayurveda yazısını bir daha gördüm tamam dedim geldik, kapı ardına kadar açık, içeride kimse yok, girdim içeri hiç ses yok, odanın kapısı açık, yerde bir minder gibi yatak ve bakır tabaklar var. Yandan yukarı bir merdiven çıkıyor, çıkayım mı acaba diye düşünürken buranın benim anladığım Ayurveda ile ilgili bir yer olmadığını, her Ayurveda yazan yerin peşine düşmemem gerektiğini anladım. Evden çıkıp sokağın başına doğru yürürken birisi yanaştı yanıma ve dedi ki; bekleyin gelecek, hemen arka sokağa gitti dedi. Kim gelecek, nerden gelecek? Meğersem bulduğum yer yaşlı bir teyzeninmiş, Ayurvedik yağlar, baharatlar, bitkiler ile karışımlar yapıyormuş. Adam bana bunu anlatırken teyze geldi. Ben yanlışlık oldu, sizi Ayurveda merkezi sandım dedim, olsun dedi gel çayımı iç. Korkak ve ürkeklikle birlikte merak ettiğim için de peşine takılıp gittim, bir şey içmedim ama biraz dinledim. Yerdeki kaplar karışımlar hazırlamak için, o hazırlarken sende oturup bekliyorsun. Bizim köylerdeki ebe kadını Old Delhi’de bulmak hem de ilk arayışta ilginç oldu tabii.

Bu arada insanlardan korktuğum için fotoğraf çekemedim, yaklaşamadım bile. Ama ilk gün ilk dersimi aldım; Ayurveda yazan her yerin peşine düşme. Delhi için Ayurveda maceramı orada sonlandırmaya karar verdim, daha 34 gün var, biraz sakin.

Oradan çıkıp Red Fort ve Jama Mescit’i ziyarete gittim, inat edip yürüyerek yine. Haritada  10 dakika görünen yol 30 dakika sürdüğü için Delhi’de yürüyerek bir yere gidemeyeceğimi ve buranın düşündüğümden daha büyük bir yer olduğunu anladım.

 

Ama her yer yeşil, parklar, bahçeler inanılmaz. Yürürken parkaları bahçeleri izlemek çok zevkli. Tam Yeni Delhi’nin merkezinde etrafını 1 saatte yürüdüğüm bir park var. Bizim İstiklal kadar büyük, içerisini dolaşmak 2 saatinizi alır dediler, sadece kısa bir tur attım.

Gözüme kestirdiğim ilk güzel kafeye girip kendime güzel bir Penne Arabiata söyledim, restauranttaki çocuk uyardı baharatı çok ağır gelebilir, olsun deneyelim dedim ve sadece yarısını yedikten sonra bu kadar hızlı Hint yemeklerine geçemeyeceğimi anladım.

Ertesi sabah erkenden kalkıp önce tren istasyonuna, Agra için bilet almaya oradan Lotus Temple ve Humayun’u ziyerete.  Ama bu sefer rikşa ile, yürüyeceğim tutturması yok.

 

Share on Facebook
Share on Twitter
Please reload

Bizi Takip Edin
Please reload

Etiketlere Göre Ara
Please reload

Arşiv
  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square
  • Google+ Basic Square
  • Instagram - Grey Circle
  • Facebook - Grey Circle
  • Google+ - Grey Circle
  • YouTube - Grey Circle